İK’da Yapay Zekâ Pazarı 2030’da 15,2 Milyar Dolara Ulaşacak

İnsan kaynaklarında yapay zekâ kullanımı hızla yaygınlaşırken, şirketlerin teknolojiye uyum sürecinde veri entegrasyonu ve yetkinlik eksikliği öne çıkıyor. Plena Pro’nun İnsan Kaynaklarında Dijitalleşme Raporu’na göre Türkiye, çalışan deneyimi ve hibrit çalışma uygulamalarında küresel ortalamanın üzerinde yer alıyor.

Ekim 26, 2026 - 14:43
 0   158.9bin
İK’da Yapay Zekâ Pazarı 2030’da 15,2 Milyar Dolara Ulaşacak

İş dünyasında dijital dönüşüm hız kazanırken, insan kaynakları (İK) departmanları da yapay zekâ yatırımlarının önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Plena Pro tarafından hazırlanan İnsan Kaynaklarında Dijitalleşme Raporu, İK teknolojileri pazarındaki büyümeye dikkat çekerken, şirketlerin yeni teknolojileri iş süreçlerine entegre etme konusunda çeşitli zorluklarla karşılaştığını ortaya koyuyor.

Rapora göre küresel İK teknolojisi pazarının 2026 yılında 46,3 milyar dolara ulaşması, 2034’te ise 86,1 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. İK’da yapay zekâ pazarının da 2026’daki 6,3 milyar dolarlık büyüklüğünden 2030’da 15,2 milyar dolara çıkacağı öngörülüyor.

Yapay zekâya ilgi artıyor, entegrasyon sorunları sürüyor

İnsan kaynaklarında yapay zekâ kullanımına yönelik ilgi, son yıllarda önemli ölçüde arttı. Raporda yer alan verilere göre, üretken yapay zekâyı kullanan veya kullanmayı planlayan İK liderlerinin oranı Haziran 2023’te yüzde 19 iken Ocak 2025’te yüzde 61’e yükseldi.

Society for Human Resource Management’ın (SHRM) 2026 araştırması da kurumların yüzde 39’unun İK süreçlerinde yapay zekâ kullandığını, yüzde 7’sinin ise yıl içinde kullanıma geçmeyi planladığını gösteriyor.

Buna karşın, yapay zekâya yönelik artan ilgi her kurumda aynı ölçüde uygulamaya dönüşmüyor. Veri sistemlerinin birbirleriyle uyumlu çalışmaması, kurum içi dijital yetkinliklerin yetersizliği ve teknoloji yatırımlarıyla mevcut iş süreçleri arasındaki kopukluk, dönüşümün önündeki temel engeller arasında yer alıyor.

Büyük şirketler yapay zekâ kullanımında önde

Araştırma, şirketlerin ölçeğinin dijital dönüşüm hızını etkilediğini ortaya koyuyor. Çok büyük ölçekli şirketlerde insan kaynaklarında yapay zekâ kullanım oranı yüzde 60’a ulaşırken, bu oran orta ölçekli şirketlerde yüzde 35, küçük şirketlerde ise yüzde 33 seviyesinde bulunuyor.

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) yarısından fazlası İK yazılımlarını kullanmaya başlamış olsa da veri altyapısının geliştirilmesi ve çalışanların yeni teknolojilere uyum sağlaması önemli ihtiyaçlar olarak öne çıkıyor.

Bu tablo, dijitalleşmenin yalnızca yeni yazılımların satın alınmasıyla tamamlanamayacağını gösteriyor. Şirketlerin teknolojik altyapılarını güçlendirirken çalışanlarını da dönüşüm sürecine hazırlaması gerekiyor.

Türkiye, çalışan deneyimi ve hibrit çalışmada küresel ortalamayı aşıyor

Raporda Türkiye’ye ilişkin veriler de dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının İK alanındaki veri olgunluğunu ileri seviyede değerlendiriyor. Çalışan değer önerisini güçlü bulanların oranı Türkiye’de yüzde 33’e ulaşırken küresel ortalama yüzde 19’da kalıyor.

Hibrit çalışma modelinin benimsenme oranı da Türkiye’de yüzde 67 olarak ölçülüyor. Küresel ölçekte yüzde 60 olan bu oran, Türkiye’de esnek çalışma modellerinin daha yaygın biçimde benimsendiğine işaret ediyor.

Bu göstergeler, Türkiye’de insan kaynakları uygulamalarının dijitalleşme ve çalışan deneyimi açısından önemli bir gelişim alanına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu avantajın sürdürülebilir hale gelmesi için verinin karar alma süreçlerinde daha etkin kullanılması ve teknolojik sistemlerin birbiriyle entegre edilmesi önem taşıyor.

“Dijitalleşmenin başarısını teknoloji değil, yarattığı değer belirleyecek”

Plena Pro Kurucu Ortağı Gizem Güneşdoğdu, insan kaynaklarında dijital dönüşümün yalnızca süreçleri otomatikleştirmekten ibaret olmadığını vurguluyor.

Güneşdoğdu’ya göre yapay zekâ ve dijital çözümler, İK ekiplerinin çalışma biçimini değiştirirken asıl hedefin çalışan deneyimini iyileştirmek, operasyonel iş yükünü azaltmak ve daha doğru kararlar alınmasını sağlamak olması gerekiyor.

İK ekiplerinin rutin işlere ayırdığı zamanı azaltarak çalışanlara ve kuruma değer katan alanlara odaklanmasının önemine dikkat çeken Güneşdoğdu, dijitalleşmenin gerçek başarısının teknolojinin insanı merkeze alan bir yaklaşımla sağladığı somut faydalar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Performans yönetiminde yeni yaklaşımlar öne çıkıyor

Raporda, teknoloji yatırımları ile iş süreçleri arasındaki uyumsuzluğun dijital dönüşümün önündeki önemli sorunlardan biri olduğu belirtiliyor. Kurumların yüzde 80’i başvuru takip sistemi kullanırken, yıllık performans değerlendirmesi yapan şirketlerin oranı 2016’daki yüzde 82 seviyesinden yüzde 54’e gerilemiş durumda.

Bu değişim, insan kaynaklarında sürekli geri bildirim ve veri odaklı yönetim yaklaşımlarının önemini artırıyor. Yalnızca yıllık performans değerlendirmelerine dayanan modellerin, iş dünyasının değişen ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalabileceği belirtiliyor.

Şirketlerin çalışan performansını daha sağlıklı değerlendirebilmesi için ölçülebilir hedefler belirlemesi, düzenli geri bildirim mekanizmaları oluşturması ve veriyi karar alma süreçlerine dahil etmesi gerekiyor. Böylece İK departmanlarının yalnızca operasyonel süreçleri yöneten birimler olmaktan çıkarak kurumun stratejik hedeflerine katkı sağlayan yapılara dönüşmesi amaçlanıyor.

Sürdürülebilir dönüşüm için insan odaklı yapay zekâ şart

Plena Pro’nun raporu, insan kaynaklarında dijital dönüşümün sürdürülebilir olması için entegre veri sistemlerinin kurulmasını, süreçlerin uçtan uca dijitalleştirilmesini ve çalışanların dijital yetkinliklerinin geliştirilmesini temel öncelikler arasında gösteriyor.

Bunun yanında, yapay zekâ uygulamalarında insan denetiminin korunması da önem taşıyor. Özellikle işe alım, performans değerlendirme ve çalışan deneyimi gibi alanlarda teknolojinin karar alma süreçlerini desteklemesi, ancak insan değerlendirmesinin yerini tamamen almaması gerektiği vurgulanıyor.

İK’da yapay zekâ pazarının önümüzdeki yıllarda büyümesini sürdürmesi beklenirken, şirketler açısından asıl rekabet avantajı yalnızca teknoloji yatırımlarını artırmakla sınırlı kalmayacak. Veriyi etkin kullanan, çalışanlarını dönüşüme hazırlayan ve yapay zekâyı somut iş sonuçlarıyla ilişkilendiren kurumların dijitalleşme sürecinden daha fazla değer elde etmesi bekleniyor.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevgi Sevgi 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Canına Vay Canına 0