Hiç sıfırlanma ihtiyacı hissettiniz mi?
Kozasından çıkmaya hazırlanan bir kelebek gibi; evinizin, bulunduğunuz alanın artık size dar geldiğini ya da yakın çevrenizle artık aynı frekansta olmadığınızı fark ettiğiniz bir dönem… Öyle ki, bir ay önceki hâlinize bile yabancılaşabiliyorsunuz. “Ben kimim, neyim, ne yapıyorum ya da ne yapmalıyım?” soruları zihninizin içinde dönüp duruyor. Geleceğe dair hisler ise garip bir ikilik taşıyor: kaygı kadar heyecan da var.
Bu hâlin bir adı var: “Quarter life crisis”, yani çeyrek yaşam krizi. Genellikle 20’li yaşların başı ve ortasında görülen bir duygusal ve zihinsel kriz hâlidir. 23 yaşında biri olarak, bu duyguları iliklerime kadar hissettiğim bir dönemde olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Ama yalnız olmadığımı da biliyorum.
İstatistikler de bunu doğruluyor. Yapılan araştırmalara göre 18–30 yaş aralığındaki gençlerin büyük bir kısmı, hayatlarının bu döneminde yön kaybı, kimlik sorgulaması ve gelecek kaygısı yaşıyor. Özellikle üniversite sonrası dönemde gençlerin yaklaşık %60’ı, “Hayatımın nereye gittiğinden emin değilim.” duygusunu sık sık yaşıyor. Kariyerine yeni adım atanların önemli bir bölümü, ilk birkaç yıl içinde yaptığı işin kendisine uygun olup olmadığını sorguluyor. Hatta her üç gençten biri, mevcut hayatını “baştan kurma” fikrini ciddi şekilde düşünüyor.
Belki de bu hisler, bir krizden çok bir eşik. Eski hâlin artık yetmediği, yenisinin ise şekillenmekte olduğu bir geçiş alanı. Bu dönemi kabullenmek ve hissetmek, geleceğe dair kaygıyı biraz da heyecana dönüştürebilir. Kendimizin en iyi versiyonu olmak herkesin istediği bir şey; fakat bunun beraberinde getirdiği bazı sancılar da var. Kozadan çıkmak bazen zorlayıcı olabilir ama unutmayın: kelebek olmak, önce kozasını terk etmeyi gerektirir.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmedim
0
Sevgi
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay Canına
0
